Unsere Website befindet sich noch im Aufbau. Danke für deine Geduld!·Sitemiz henüz geliştirilme aşamasındadır. Sabrınız için teşekkür ederiz!·Our website is still under development. Thanks for your patience!
LingoBoss GermanLingoBoss German

New every day

Daily German Dose

10 words, 10 verbs, and 10 sentences — freshly generated every day so your vocabulary never stalls.

Edition from: July 8, 2026

10 Words

das Fenster

pencere · the window

Nötr cins (das). Çoğulu: die Fenster (değişmez).

die Tür

kapı · the door

Dişil cins (die). Çoğulu: die Türen.

der Tisch

masa · the table

Eril cins (der). Çoğulu: die Tische.

der Stuhl

sandalye · the chair

Eril cins (der). Çoğulu: die Stühle (umlaut alır).

das Buch

kitap · the book

Nötr cins (das). Çoğulu: die Bücher.

die Straße

sokak / cadde · the street

Dişil cins (die). 'ß' harfi 'ss' gibi okunur.

der Freund

erkek arkadaş · the (male) friend

Sadece 'arkadaş' değil, romantik ilişkide 'erkek arkadaş' anlamına da gelir; bağlama dikkat.

die Freundin

kız arkadaş · the (female) friend

'Freund' kelimesinin dişil hâli; hem 'kadın arkadaş' hem 'sevgili' anlamı taşıyabilir.

das Wetter

hava durumu · the weather

Nötr cins (das), çoğulu yoktur (sayılamaz isim).

die Arbeit

iş / çalışma · the work

Dişil cins (die). 'Arbeit' hem 'iş yeri' hem 'emek' anlamında kullanılır.

10 Verbs

gehen

gitmek · to go

Düzensiz fiil. 'Ich gehe, du gehst, er geht' — hareket eylemlerinde 'sein' ile birleşik zaman kurulur.

kommen

gelmek · to come

'Ich komme, du kommst, er kommt'. Dikkat: 'kommen aus' bir yerden fiziksel olarak gelmek değil, çoğunlukla köken/memleket bildirir (= 'oralı olmak').

machen

yapmak · to do / to make

Çok kullanışlı genel fiil: 'Hausaufgaben machen' (ödev yapmak), 'Urlaub machen' (tatil yapmak).

sehen

görmek · to see

Düzensiz fiil, kök değişir: 'ich sehe' ama 'du siehst, er sieht'.

wissen

bilmek · to know (facts)

Bilgi/gerçek bilmek için kullanılır; kişi tanımak için 'kennen' fiili kullanılır — ikisini karıştırmayın.

brauchen

ihtiyacı olmak · to need

Akuzatif nesne alır: 'Ich brauche einen Stift' (bir kaleme ihtiyacım var).

helfen

yardım etmek · to help

Dativ fiildir! 'Ich helfe dir' (Sana yardım ediyorum) — akuzatif değil dativ kullanılır.

warten

beklemek · to wait

'warten auf + Akkusativ' = birini/bir şeyi beklemek: 'Ich warte auf dich'.

finden

bulmak · to find

Ayrıca 'düşünmek/bir fikri olmak' anlamında da kullanılır: 'Ich finde das gut' (Bunu iyi buluyorum).

beginnen

başlamak · to begin

'beginnen mit + Dativ' = bir şeyle başlamak: 'Wir beginnen mit der Lektion'.

10 Sentences

Kannst du mir helfen?

Bana yardım edebilir misin? · Can you help me?

'helfen' dativ fiil olduğu için 'mir' (bana) kullanıldı, 'mich' değil.

Ich weiß es nicht.

Bunu bilmiyorum. · I don't know.

'wissen' + 'es' (nötr zamir) ile gerçek/bilgi belirtir; kişi tanımak olsaydı 'kennen' gerekirdi.

Wir gehen morgen ins Kino.

Yarın sinemaya gidiyoruz. · We're going to the movies tomorrow.

'ins' = 'in das' kısaltması; yönelim bildiren akuzatif hâl kullanılır.

Das Wetter ist heute schön.

Bugün hava güzel. · The weather is nice today.

'schön' hem 'güzel' hem 'hoş' anlamında, hava tarifinde çok yaygın kullanılır.

Wo ist die nächste Straße?

En yakın sokak nerede? · Where is the next street?

'nächste' = 'en yakın/bir sonraki'; konum sorularında 'wo' kullanılır.

Ich brauche mehr Zeit.

Daha fazla zamana ihtiyacım var. · I need more time.

'brauchen' akuzatif nesne alır: 'Zeit' burada akuzatif konumda.

Meine Freundin kommt aus Berlin.

Kız arkadaşım Berlinli. · My girlfriend is from Berlin.

'kommt aus' burada fiziksel hareketi değil, KÖKENİ anlatır — 'Berlin'den geliyor' (hareket halinde) diye çevirmek yanlış anlam verir; doğrusu 'Berlinli/Berlin'den (oralı)'. Ayrıca 'Freundin' dişildir: 'kız arkadaş'.

Wann beginnt der Kurs?

Kurs ne zaman başlıyor? · When does the course begin?

'beginnt' = 'beginnen' fiilinin er/sie/es çekimi (fiil kökü '-t' ile biter, ekstra 'e' almaz).

Ich warte auf dich.

Seni bekliyorum. · I'm waiting for you.

'warten auf' + akuzatif: 'dich' (seni) burada akuzatif zamir.

Hast du das Buch gefunden?

Kitabı buldun mu? · Did you find the book?

'finden' → 'gefunden' (düzensiz participle); 'haben' yardımcı fiiliyle geçmiş zaman kurulur.